suerdas

şu an bu an

In içe dökümler on 03/07/2009 at 22:59

şu an, bu ana kadar gelebilmiş bütün bir anlar ormanının içerisinde kayboldum…  kayıp yolumu bulamaz savrulurken, diğer savrukların arasından seni buldum…  tuttum…  çektim..  kopardım…  aldım…  sordum..  “kim anlar bunca sarhoşluğu” diye….  “kim anlar bu kadar çok içmemin manasını”?  sen anlar mısın bilemedim.. gerçi pek önem de vermedim…  benleydin…  buradaydın..  başımın yanındaydın…

ben ne kadar anladım acaba anlattığım şeyi?!…  bunca manasızlığın içinde bir anlam aradım, kurcaladım, sorguladım durdum…  sorularıma cevaptan çok sorular yanıt verdi…  soru işaretleri arasında kan ter içinde bir boğuşma…  ve bu sonuçsuz tartışmalardan hep yüzüm gözüm yaralı çıktım…  yaralarıma merhem diye biraz daha soru sürdüler…  soruldum..  sorgulandım…  yaraladım…  yaralandım…

“anlaşılamayan” şemsiyesi altına saklanmadan, zaten anlaşılacak bir şey olmadığının da altını çizerek isyan ediyorum.  ”beni kimse anlamıyor” diye… anlaşılan olmanın lüksünü bilirim oysa ki..   onay almanın tatlı kokusunu… birliğin ev gibi dokusunu… kolay mıdır sanırsınız kendi doğru bulduğu, kim bilir ne sebeple, amaç uğruna dil dökmenin, daha da zoru yaşamanın meşakkatini…

bir hayalim vardı…  öteki hayallerime destek…  rüzgarlar taşırdı düşlerimi…  yeni doğan bebekleri taşıyan leylekler gibi..  yönümü o anlarda buldum…  rüzgarımı o anda…  sevgimi o anda…  aşkı dahi o rüzgarların içinde buldum…  buldum..  buldum…  kaybettim..  bir daha buldum…

yüreğim yandı görmekten bu tost modern dünyayı…  ruhuma çomak soktu edepsizler..  bir edep yerlerini örtmeyi bilen edepçiler… bunların arasından eğdim kafamı önüme, yolu aradım…  buldum..  kaçırdım…  bulduğumu zannettim…  sonra yemin ettim…  aşka doğru..  aşktan yana…   içime gömüldüm en başta…  sonra satır aralarına..  sonra mısralara…  en son da insanların damarlarına…  tanıştım insalığın zaman içerisinde her bir safhasıyla…  safhaların arasında savaş…  savaşların arasında savaş…   bunca savaşın arasında anlık duraklar..  ismi Barış konan çocuklarla arkadaş olmuş Savaşlar, Cenkler…  kimlerdi onlar? konuşanlar, konuşturulanlar…  piyonlar…  şahlar…  atlılar…

daha uzar gider saçmalamalarım…  deli zırvalamalarım..  başı sonu belli olmayan serbest atışlarım…  atışmalarım…  kendimle kavgalarım…

erenkoy

03.07.2009

  1. bu an, o an! muhteşem.

  2. Ruhuma çomak soktu edepsizler… Bir edep yerlerini örtmeyi bilen edepçiler…